26 EKİM 2016 – GIDA GÜVENLİĞİ PROJESİ TÜKETİCİ EĞİTİM SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

SETBİR’DEN TÜKETİCİYE GIDA GÜVENLİĞİ SEMİNERİ

 

SETBİR’in, AB destekli Sivil Toplum Diyaloğu çerçevesinde yürüttüğü Gıda Güvenliği Projesi’nin “Gıda güvenliği, etiket okuma, gıda katkı maddeleri” konulu tüketici eğitim semineri 26 Ekim 2016 Çarşamba günü Ankara’da gerçekleştirildi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı ve SETBİR Akademik Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer tarafından verilen seminerin açılış konuşmasını, SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel yaptı. Tezel şunları söyledi:

 

Saygıdeğer katılımcılar,

Hepinizi, temiz ve sağlıklı gıdaya erişimin daha adaletli olduğu bir dünya ümidi ile selamlıyorum.

Bugün nüfusu 7 milyar kişiye ulaşan dünyamızda, 1 milyar 200 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor, 800 milyon insan ise aç. Buna rağmen 600 milyon insan obez ve israf edilen gıda 1 milyar 600 milyon kişiyi, yani açlıkla boğuşan insanların iki katını doyurabilecek büyüklükte.

Tüm insanlar sürdürülebilir, güvenilir, uygun fiyatta, kaliteli, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını geliştirecek gıdaları satın alma ve tüketme hakkına sahiptir. Bu çağdaş dünyanın en temel insan hakkıdır. Gıda tüketimi yaşamın devamlılığı için zorunludur. Bir insan yaşamı boyunca ortalama 30 ton gıda tüketmektedir. Gıda insanoğlunun temel yaşam kaynağı olmanın yanı sıra aynı zamanda temel tehdit unsuru da olabilmektedir. Güvenli olmayan gıda tüketimi, insanlık tarihinin yazılmaya başlandığı günden bu yana halk sağlığı sorunu olarak bilinmektedir. Gıda kaynaklı sorunlar, sadece insan sağlığını değil, ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarını etkilemektedir.

Birçok ülkede gıda maddelerinin daha güvenli hale getirilmesi için ilerlemeler sağlanmakla birlikte, diğer yandan her yıl milyonlarca insanın kirlenmiş ve özellikle açıkta satılan ve sağlıksız ortam koşullarına maruz kalmış gıdaları tüketmesi nedeniyle sık sık gıda kaynaklı hastalıklara daha fazla yakalandığı görülmektedir. Tüketiciler, gıda arzındaki çeşitli patojen mikroorganizmalar ve çeşitli kimyasal maddeler ile bunların neden olduğu risklerin gittikçe daha fazla farkında olmaktadır. Gıda kaynaklı hastalıklar önemli bir halk sağlığı sorunu olarak tüm dünyada önemini sürdürmektedir. Sorun hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin sorunudur.

Geçmişten günümüze insanoğlu gıdasını koruyabilmek için deneme-yanılma ve gözlem yolu ile pişirme, konserve yapma, kurutma, salamura içinde saklama, koyulaştırma gibi yöntemler geliştirmiştir. Tüm bu pratik uygulamalar gıdanın uzun süre dayanmasını sağlamanın ötesinde farkında olmadan insan sağlığının da korunmasına hizmet etmiştir.

Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar yaklaşık 9,8 milyar kişiye ulaşacağı ve bu büyüklükteki bir popülasyonun yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için küresel gıda üretiminin bu tarihe kadar en az % 70 artış göstermesi gerektiği öngörülmektedir.

Hızlı nüfus artışına bağlı gıda taleplerini karşılayabilmek için geleneksel gıda üretim sistemlerine alternatif stratejiler geliştirilirken, bir yandan da gıda güvenliği konusunda artan tüketici bilincinin beraberinde getirdiği gerekliliklerin de karşılanması zorunludur.

Değerli katılımcılar,

Sağlıklı olmak, bir insanın en temel hakkıdır. Gıda ürünleri ise sağlığımızı en kolay etkileyecek unsurların başında gelir. Dolayısıyla gıda ürününün güvenliği, ürünü kullanan tüketicinin mutlak önceliğidir ve bu resmi otorite ile üretim zincirinin her halkasındaki tüm üreticilerin sorumluluğudur.

Gıda güvenliği son yarım yüzyılda çok ön plana çıkarılmış bir kavram olmakla birlikte insanlığın gıda üretimini belirli bir disiplin altında yürütmeye başladığı dönemlerden bu yana bilinmektedir. Burada kavram farklılıkları hakkında size bilgi vermek istiyorum:

“Gıda güvenliği”, ürün güvenliğinin sağlanması yolu ile halk sağlığı yönetimidir.

“Gıda güvenilirliği” ise Birleşmiş Milletler’in dünyadaki aç nüfusun yarı yarıya azaltılması hedefi ile her insanın yeterli, temiz ve sağlıklı gıdaya ulaşma imkanını tarif eder.

Gıda güvenliği, gıda zinciri içindeki tüm kuruluşların, yani yem ve gübre üreticilerinden gıda maddeleri üreticilerine, birincil üreticilerden, ambalaj üreticilerine, taşıma ve depolama operatörlerine, toptancılardan perakendecilere, gıda servisi ve satış yerlerine kadar herkesin birlikte hareket edeceği, birbirleri ile etkileşim içinde olması gereken bir olgudur. Etkileşim, iletişim ve ortak paydada buluşma ise ancak uluslararası gıda güvenliği sistemleri ile sağlanabilmektedir.

Gıda güvenliği sistemleri, gıda kaynaklı tehlikelerin azaltılması için etkin bir yöntem olan “çiftlikten sofraya gıda güvenliği” yaklaşımını öne çıkarmaktadır. Gıda kaynaklı tehlikelerin önlenmesi için temel yaklaşım, hammaddeden başlayarak gıda tüketimine kadar gıda zincirindeki her bir aşamanın dikkatle incelenmesini ve kontrol tedbirlerinin uygulanmasını gerekli kılar.

Gıda güvenliğine ulaşılması, gelişmiş ülkelerin bu konudaki deneyimleri ve bilimsel gelişmeler göz ardı edilmeden ancak mutlaka kendi yapımızı çok iyi tanıyıp değerlendirerek oluşturulan uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejiler ile mümkün olacaktır. Ülke olarak koşullarımıza bakarsak, gıda sektörü ve bu sektöre temel girdileri sağlayan tarım sektöründe çok sayıda küçük ve orta ölçekli işletme olduğunu, önemli bir miktarda merdiven altı yani kayıt dışı üretim ile eğitim eksikliği ve mali sorun bulunduğunu ifade etmek gerekir. Çoğu zaman hammadde sağlanmasında gerek nicelik, gerekse nitelik açısından bir tutarlılık ve sürdürülebilirlik bulunmamaktadır.

Daha önce de bahsettiğim üzere, dünya nüfusunun hızla yükselmesi ve buna bağlı olarak şehirleşmenin artması ile gıda üretim ve tüketim sürecindeki köklü değişiklikler ve gıda kaynaklarındaki değişimler, gıda zincirinin uzamasına, yeni tehlikelerin ortaya çıkmasına veya var olan tehlikelerin şiddetinin artmasına yol açabilecektir. Bu nedenle gerek sağlık açısından gerekse ekonomik açıdan toplum refahının sağlanması için gıda güvenliği yaklaşımı her ülkede uygulanması gereken sistemlerden biridir. Hatta, gıda güvenliği konusu, ülkemizin üyelik süreci yaşadığı Avrupa Birliği’nin (AB) bir katılım öncesi stratejisi olarak tüm aday ülkelerden istediği öncelikli konular arasında yer almaktadır.

İşte tam da bu sebeplerle SETBİR üyeleri olarak öncelikli konumuz olan gıda güvenliği üzerine hem tüketicilerimizde hem de KOBİ’lerimizde bir farkındalık yaratmak üzere AB Sivil Toplum Diyalogu Programı kapsamında bir projeyi yürütme görevini üstlendik. Proje yürütücüsü olan Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR), 1976 yılında kurulmuş, üyesi olan 54 şirket ile doğrudan ve dolaylı olarak 100 bin kişiyi istihdam eden ve 500 binin üzerinde üreticisi ile bire bir çalışan köklü bir dernektir. SETBİR, insanın fiziksel ve zihinsel kapasitesinin gelişmesi için tüketilmesi elzem olan temel hayvansal protein kaynaklarından et ve süt ürünlerinin üretilmesi ve tüketilmesi için toplumu teşvik etmek ve bilgilendirmek misyonu ile çalışmalarına yön verir.

Gıda güvenliği projemiz, 15 Şubat 2016 tarihinde başlamış olup 15 ay sürecektir. Proje ortağımız İspanya’nın “Valensiya Bölgesel Gıda Federasyonu (FEDACOVA)”dur. Projemiz, Sivil Toplum Diyaloğu Programı kapsamında yürütülmekte olup, hedefleri arasında Türkiye ve AB üye ülkelerindeki gıda sektörüne ait sivil toplum kuruluşları arasında karşılıklı iş birliği sağlamak yer almaktadır.

Kıymetli katılımcılar,

Hepimizin bildiği üzere, günümüzde özellikle gıda güvenliği hakkında gerek görsel gerek yazılı medyada birçok açıklama yapılmaktadır. Bu açıklamaların pek çoğu hiçbir bilimsel temele dayanmamaktadır. Tüketiciye gıda güvenliği konusunda yanıltıcı bilgilerin aktarılmasının önlenmesi ile ilgili bir düzenleme yapılması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Belki de halk sağlığı için, gıda tüketiminde sağduyulu yaklaşım için, beslenirken aklımızın ve bilimin temel değerlerinin hakkını vermek için, aynı gıdada olduğu gibi şu iki kavramı da artık gündemimize alıyor olmalıyız:

– Sağlıklı beslenme için bilgi güvenliği,

– Sağlıklı beslenme için bilgi güvenilirliği.

Bir başka deyişle, sağlıklı beslenmenin teminatını, bilim, yasa ve yönetmeliklerde aramak için bilgi güvenliği; bilgi kirliliğine ödün vermemek üzere, yetkinlik, liyakat, amaç ve mesleki deneyimlerinin sorgulanması bilincinin yayılımı için bilgi güvenilirliği.

Bugün sizler için hazırlanmış “Tüketici Eğitim Semineri”nde gündemde olan, artık sıkça duymakta olduğunuz doğru bilinen yanlışlar konusunda bilgilenecek, gıda katkı maddeleri ve gıda güvenliği konusunda aklımızda olan sorulara cevaplar bulacağız. Bir tüketici olarak gıda güvenliğinin ne demek olduğu, markette bir gıda ürünü alırken etiketinde yer alan bilgilerin/yazılanların ne anlama geldiği, bir gıdanın etiketinde ülkemiz mevzuatına göre hangi bilgilerin yer alması gerektiği, var olan farklı terimlerin ne anlama geldiği konularında bilgi sahibi olacağız.

Bu vesile ile eğitim materyallerimizin hazırlanmasında ve sizlere ulaştırılmasında emeği geçen Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sayın Barbaros Özer’e, proje sürecinde emeği geçen tüm paydaşlarımıza, AB Bakanlığı’nın değerli mensuplarına ve SETBİR’in değerli çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bugünkü seminerimizin faydalı olmasını diler, hepinizi saygı ile selamlarım.

 

Tarık Tezel

Yönetim Kurulu Başkanı

SETBİR