SETBİR BAŞKANI TARIK TEZEL’İN, ULUSLARARASI SÜTÇÜLÜK FEDERASYONU (IDF) İSTANBUL 2019 DÜNYA SÜT ZİRVESİ’NDE YAPTIĞI KONUŞMA

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİNDE 

SÜT SEKTÖRÜNÜN ROLÜ NASIL MAKSİMİZE EDİLEBİLİR

Değerli katılımcılar,

Hepinizi, tüm insanların sağlıklı ve kaliteli ürünler ile yeterli ve dengeli beslenebildiği, gıdaya erişimin daha adaletli olduğu bir dünya ümidi ile selamlıyorum.

“Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”, diğer bir deyişle “Küresel Hedefler”, yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegenimizi korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için evrensel bir eylem çağrısı.

Bundan 12 yıl sonra, 2030’a gelindiğinde, dünya nüfusunun 8 milyar 600 milyon kişi olacağı öngörülüyor. Artan küresel nüfus, %35 daha çok gıda, %40 daha çok su ve %50 daha çok enerji talebi yaratacak.

Mevcut artış hızı devam ederse dünya nüfusu 2050 yılında 9 milyar 800 milyon kişiye ulaşacak ve bu nüfusun sağlıklı ve kaliteli ürünler ile yeterli ve dengeli beslenebilmesi için küresel gıda üretiminin de 2050’ye kadar en az %70 artması gerekecek.

Dünya, en önemli gündeminin gıda kaynaklarının verimli paylaşılması olacak bir döneme giriyor. İşte bu noktada küresel kalkınma hedeflerinin önemi ortaya çıkıyor…

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin sekizincisi, “İnsana yakışır iş ve ekonomik büyüme”dir. İnsan onuruna yakışır iş, herkesin üretken olduğu, adil bir ücret alınan, işyeri güvenliğinin sağlandığı, aileler için sosyal koruma imkanının bulunduğu, insanların daha fazla kişisel gelişim ve sosyal entegrasyon beklediği iş fırsatları anlamına geliyor.

İnsan onuruna yakışır iş imkanlarının eksikliği, yetersiz yatırıma ve tüketimin çok azalmasına yol açacak, demokratik toplumların temel toplumsal sözleşmelerinin ana maddesi olan “herkesin kalkınmadan mutlaka pay alması gerektiği” ilkesi zarar görecektir.

Bu sorunları çözmek için ne yapmalı? Gençlere, insan onuruna yakışır iş sağlanacak dönüşümü yaratabilmek için mümkün olan en kaliteli eğitime ve öğrenime yatırım yapılması, gençlere istihdam piyasasının taleplerine uygun beceriler kazandırılması, sosyal koruma hizmetlerine erişimlerinin sağlanması gerekiyor. Böylece gençler cinsiyete, gelir seviyesine ve sosyo-ekonomik altyapılarına bakılmaksızın üretken istihdamda yer almaya yönlendirilebilir. Hükümetler, dinamik, sürdürülebilir, yenilikçi ve insan merkezli ekonomiler inşa etmek için çalışabilir, genç istihdamını teşvik edebilir, kadınları ekonomik olarak daha güçlü kılma yollarını ortaya koyabilir ve herkes için insan onuruna uygun iş imkanları sağlayabilir.

Yerel yetkililer ve toplumlar, şehirlerini, farklı toplum kesimlerinin birbirleri ile entegrasyonuna katkı sağlamak için yeniden düzenleyebilir ya da yeni planlarını bu yaklaşım üzerine kurabilir.

İşte bu noktada, biz süt sektörü temsilcileri için “Süt sektörü, ‘İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’ye olan katkısını nasıl maksimize edebilir” sorusu ortaya çıkıyor.

Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO), “sürdürülebilir beslenme”yi, gelecek kuşaklar için gıda güvenliğine ve sağlıklı yaşama katkıda bulunan, çevreye etkisi düşük beslenme olarak tanımlar. “Sürdürülebilir beslenme” biyoçeşitliliğe ve ekosisteme zararsız, ekonomik olarak uygun, erişilebilir, yeterli ve sağlıklıdır.

Süt, insan vücudunun gelişimi ve sağlığı için şart olan bir dizi besin ögesini doğal olarak içerir. Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO), bu kapsamda sütü yüksek besin değeri ve insan beslenmesindeki rolü nedeni ile “özel” bir gıda olarak sınıflandırır.

Beslenmemiz için ihtiyaç duyduğumuz temel besin ögelerinin kaynağı olan süt, aynı zamanda yüksek ekonomik değer yaratan, dolayısı ile toplumsal refaha yüksek oranda katkı sağlayan bir gıdadır. Diğer yandan süt hayvancılığı da tarım sektöründe aylık düzenli gelir getiren bir kaynak ve yüksek finansal esnekliği olan bir yatırımdır. Dolayısı ile sütün tüketiminin sağlığımıza olan faydalarının yanı sıra üretilmesi de çok önemli bir ekonomik faaliyettir. Süt sektörü, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme konusunda en duyarlı sektörlerden biridir.

Uluslararası enerji Ajansı’na göre (International Energy Agency-IEA), 2030 yılına kadar dünyanın enerji ihtiyacı %50, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü’ne göre (FAO) gıda ihtiyacı %35, Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü’ne göre de (International Food Policy Research Institute-IFPRI) su ihtiyacı %40 artacak. Bu durumda sürdürülebilir sütçülük ve sürdürülebilir gıda güvenliği de ön plana çıkıyor.

Hedef, mevcut beslenme tercihlerini karşılayabilecek, ödenebilir fiyatlardaki gıdanın sürdürülebilir tedarikini garanti etmek olmalıdır. Uluslararası Çiftlik Karşılaştırma Ağı’nın (International Farm Comparison NetworkIFCN) yaptığı ve dünyadaki sütün %98’ini kapsayan 90 ülkedeki çiftliklerin yapısı hakkındaki analiz sonucunda, bu ülkelerde çiftlik başına ortalama üç hayvan düştüğü görülmüştür. Gelişmekte olan veya geçiş sürecindeki ülkelerde bu sayı bir-ikiye kadar düşmektedir.

Tüm dünyada, 1 ila 10 inek barındıran çiftlik sayısı tüm çiftliklerin %78’ini ve hayvanların %56’sını kapsamaktadır. Bu çiftliklerde üretilen sütün büyük bir kısmı aile tarafından tüketilmekte ve artan kısmı çoğunlukla kayıtdışı pazarda nakit olarak satılmaktadır. Bu süt çiftlikleri “ev içi çiftçilik” veya “günübirlik geçimlik” olarak adlandırılabilir.

11 ila 100 inek barındıran çiftlik sayısı tüm çiftliklerin %22’sini ve tüm ineklerin %28’ini teşkil etmektedir. Çiftlikteki işlerin çoğu aile fertleri tarafından yapıldığı için bu çiftliklerin çoğu “aile çiftliği” olarak tanımlanabilir. Bu çiftlikler iyi yönetilirlerse aile üyelerinin geçimini sağlamaya yetecek kazanç sağlarlar.

100’den fazla inek barındıran çiftlikler ise tüm çiftliklerin sadece %0,3’ü kadardır ve tüm ineklerin %16’sı bu kategoridedir. Bu çiftliklere “çiftlik işletmeleri” denebilir ve işlerin çoğu ücretli çalışanlar tarafından yürütülür. Burada önemli olan, yapılan yatırımını geri dönüşü ve sürdürülebilirliktir.

Dünyadaki bu dağılım, Türkiye için de geçerli sayılabilir. Bunun yanı sıra ülkemizde çalışan nüfusun %18,9’unu oluşturan 5 milyon 400 bin kişi  tarım, %19,7’si sanayi, %5,7’si inşaat, %55,7’si ise hizmet sektöründe yer alıyor.

Türkiye süt ve süt ürünleri sektöründe kamu otoritesince onaylı, kayıtlı ve denetimli, 2 bin 294 işletme faaliyet gösteriyor. Sektörümüz 500 bini aşkın çiftçi-üreticiden temin ettiği çiğ sütü, sağlıklı, ambalajlı, hijyenik içme sütü ve süt ürününe dönüştürüyor. Türkiye’de süt ürünleri imalatında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 48.000 kişi çalışıyor.

Süt sektörü, gerek sağladığı doğrudan istihdam ve gerekse tedarikçilerinden aldığı mal ve hizmet ile 100 binlerce insanımıza geçim kapısı oluyor. Sektörümüzün ürünleri, yurtiçinde 600 bin satış noktasında, yurtdışında da 88 ülkede tüketici ile buluşuyor.

Sütçülüğün gıda güvenliğini olumlu yönde etkilemesini temin için kademeli olarak ev içi çiftçilikten aile çiftçiliğine ve çiftlik işletmelerine geçiş için strateji ve planlar oluşturmalıyız.

Sürdürülebilir süt hayvancılığı, süt üretimini, çiftlik verimlilik ve karlılığı ile insan ve hayvan refahını iyileştirirken, çiftliklerin karbon ayak izini de azaltacak sistemler oluşturmaktır.

Süt üretiminin sürdürülebilirliği aynı anda ürünün ekonomik, çevresel ve sosyal yönleri de dikkate alınarak daha geniş bir yaklaşım haline gelmektedir.

Sürdürülebilirlik, süt sektöründe yüksek kalitede süt ürünleri tedarikini sürdürmek için rehberlik eden bir prensip haline gelecektir. Buna ekonomik canlılığı, sosyal ilerlemeyi, çevre korumayı ve hayvan refahını sürekli iyileştirmek için paydaşlarla birlikte çalışma yolu ile ulaşılacaktır.

Değerli dinleyiciler,

Türkiye süt sanayiinin çatı örgütü SETBİR’in yönetimi ve üyeleri olarak, tarımsal üretimin ve gıda üretiminin, sadece halkımızın beslenmesi için bir zorunluluk değil, bu üretimin bir parçası olarak sürdürülebilir refaha ulaşmakta da bir gereklilik olduğunu düşünüyoruz. Doğru koşullarda süt hayvancılığı yapılarak, daha iyi bir iş, daha iyi bir gelir arayışı için göç etmeye gerek kalmadan, insanın doğup büyüdüğü topraklarda, sürdürülebilir bir refah seviyesini yakalayabileceği inancındayız.

Bu inanç ile süt üreticisi çiftçimizin kamusal destekleme modellerinin kurgulanmasına, mesleki eğitimine ve dolayısı ile işinde ve üretiminde sürdürülebilir bir kaliteyi yakalamasına katkıda bulunarak, “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme”ye olan etkisini maksimize edebileceğimize inanıyoruz. Sektörün endüstri yapılanmasında ise kurumsal yönetim ilkeleri ile yönetilen sanayi yapılarının yayılımı en önemli tetikleyici unsur olacak.

Tüm dünyada olduğu gibi, sektörün “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme”ye olan etkisini, kayıtdışı, haksız rekabet, sektöre karşı dezenformasyon ile etkin mücadele ederek, sürdürülebilirlik kriterlerini gözeterek, küresel hedeflere odaklanarak ve sektörel kalkınma stratejileri oluşturarak maksimize edebiliriz.

Bizim Türkiye’deki çabalarımıza katkı sunmak ya da çabalarımızdan öğrenmek isteyen herkese kapımız açık.

İlginiz için teşekkür ederim.

Tarık Tezel

Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR)