TARIM VE ORMAN BAKANI’NA RAPOR-13.09.2018

Sayı: SB.18.91

Ankara, 13 Eylül 2018

Sayın Bekir Pakdemirli

Tarım ve Orman Bakanı

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR), “süt, et ve gıda sanayiinin gelişmesine katkıda bulunmak” amacı ile 1976 yılından bu yana çalışmalarını sürdüren bir sivil toplum kuruluşudur. SETBİR üyesi şirketler günde 27 bin ton süt işlemektedir. Yılda 9,8 milyon tona denk gelen bu üretim miktarı, kayıtlı süt pazarının yüzde 97,4’üne, Türkiye’de bir yılda üretilen toplam süt miktarı olan 20,7 milyon tonun ise yüzde 47,3’üne karşılık gelmektedir. SETBİR üyesi şirketlerin hayvancılık işletmeleri ise 500 binin üzerinde büyükbaş, 100 binin üzerinde küçükbaş çiftlik kapasitesine sahiptir. Yıllık ciro toplamı 20 milyar TL’nin üzerinde olan SETBİR üyeleri, 85 bin vatandaşımızı istihdam etmekte, 500 bini aşkın üretici ile iş yapmaktadır. SETBİR Yönetim Kurulu olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile bundan önce olduğu gibi bundan sonra da işbirliğine hazır olduğumuzu bilmenizi ister, yeni görevinizin hayırlı olmasını dileriz. Bu vesile ile süt ve et sektörlerinin temel sorunlarını ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerimizi de bilgilerinize arz ederiz.

 

Saygılarımızla

Tarık Tezel

Yönetim Kurulu Başkanı

 

SÜT SEKTÖRÜ: TEMEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 Süt sektörünün en temel sorunu, istikrarlı ve besleme maliyeti ile ilişki kuran bir fiyatlama ve destekleme modelinin kurulamamış olmasıdır.

 Taban fiyat senede bir kez bütçe dönemi öncesinde belirlenmeli ve takvim yılı boyunca ülkemizin her yerinde uygulanması sağlanmalıdır.

  • Bu taban fiyat ile birlikte taban kalite (yağ, protein, mikrobiyolojik yük) değerleri de açıklanmalıdır. Fiyat, toplanmış, soğutulmuş süt fiyatı olmalıdır.
  • Mevsimsellik nedeniyle oluşan arz-talep kaymalarını telafi edecek (müdahale alımı gibi müdahale satışını da öngören) bir müdahale sistemi kurulmalıdır.
  • Süt fiyatı ile besleme maliyeti arasında karşılıklı bir değer (parite) belirlenmeli ve yıl boyunca bu paritedeki sapmaları telafi edecek bir “çiğ süt destekleme” sistemi oluşturulmalıdır.

Çiğ sütün toplanmasında, süt hijyeni riskleri ve toplama maliyetlerini yükselten uygulamalar israfa yol açmaktadır.

 Süt, sağımından itibaren en geç iki saat içinde + 4 C dereceye soğutulmalıdır. Ancak merkezi toplama yerine, kapı kapı süt toplanması nedeni ile mikrobiyolojik yükün artması, sütün niteliğinin bozulmasına neden olmaktadır.

Sütün üretildiği yerleşim merkezlerine süt toplama ve soğutma merkezleri kurulmalıdır. Üretici, sütünü, bu merkezlere mutlaka kendi getirmelidir. Sıcak süt, destekleme kapsamından çıkarılmalıd

 

KIRMIZI ET SEKTÖRÜ: TEMEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 Kırmızı et sektöründe kesimden başlayarak tüketiciye kadar olan zincirde, kayıt dışını destekleyen, haksız rekabete yol açan, halk sağlığını tehdit eden ivedilikle iyileştirilmesi gereken uygulama alanları mevcut.

 Kesim standartları ve karkas sınıflandırması belirlenerek kalite odaklı, haksız rekabeti önleyici, tüketici memnuniyetini hedefleyen uygulamalara geçilmelidir.

  • Eski, iyi hijyen şartlarından yoksun, çevre duyarlılığı olmayan mezbahalar çağın ve yasaların gereklerine uygun hale getirilmelidir.
  • Sektörde kesimhaneler ile perakende satış noktaları arasındaki aracılar yasal düzenleme ortadan kaldırılmalıdır.
  • Hayvan pazarlarında denetimler standart bir sisteme ve daha sık periyotlara kavuşturulmalıdır.

 

HAYVANCILIK SEKTÖRÜ: TEMEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:

Et ve et ürünleri sektörü, küresel tarım ve gıda içinde en hızlı gelişen alt sektörlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Uzmanlara göre, yetişkin bir birey günde 70 gram kırmızı et tüketmelidir. Bu hesapla yüksek genç nüfus oranımızı da göz önüne alırsak 80 milyonluk nüfusumuza göre yılda ortalama kişi başı 25 kilo kırmızı et tüketmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin kırmızı ette arz yetersizliğinin üç önemli kök nedeni olduğunu değerlendiriyoruz:

  • Sürülerde gebelik oranı ve döl veriminin düşüklüğü.
  • Özellikle buzağı ölümleri ve hastalık nedenleriyle yaşanan kayıplar.
  • Etçi ve kombine ırk hayvan sayısının azlığı.

Bu üç önemli sorun, Türkiye’nin kasaplık gücünü sığırda %28’den %24’e, küçükbaş hayvanlarda ise %43’ten %16’ya düşürmüştür. Büyükbaş hayvan varlığımız sütçü tip genetik yapıya sahiptir ve et verimi düşüktür.

  • Etçi ve kombine ırkların da varlığının artırılması,
  • Buzağılama sıklığı yanında buzağı ölümlerinin azaltılması yoluyla besilik -materyal arzının artırılması,
  • Hayvan hastalıkları ile etkin mücadele,

kesimlik hayvan arzını artıracak ve piyasada fiyat istikrarının kurulması ve korunmasına yardımcı olacaktır.

Bu süreçte, teşvik ve destekleme amaçlı tüm girişimlerin odağında kalite ve verimlilik olmalıdır. Bu gelişmelerin istenen sonucu vermesi ile besi hayvancılığı ve et üretimi için umut vaat eden bir geleceğin bizi beklediği inancındayız.

Öte yandan ESK’nın kırmızı ette ithalat görevinden regülasyon görevine dönmesi beklenmektedir.

Kaliteli ve yeterli miktarda kaba ve kesif yem ihtiyacının karşılanmasında yurt içi üretim yeterli değildir. İhtiyaç büyük oranda ithalat ile karşılandığından, dövize bağlı istikrarsız bir piyasa hüküm sürmektedir.

  • Kesif yem üretiminin % 60’ı ithal girdilere dayanmaktadır. Çiğ süt ve kırmızı et maliyetlerini önemli ölçüde etkileyen yem fiyat istikrarı için yem sektörü desteklenmelidir.
  • Kaba yem ihtiyacının karşılanması için, hayvancılığa dayalı yem bitkisi üretimi teşvik edilmelidir.
  • Meraların, ihtisas sahibi üreticilere, ıslah şartıyla kiralanacağı bir düzen getirilmelidir.

Sonuç olarak, halkımızın en kaliteli ve en hesaplı hayvansal protein kaynağı ile beslenmesini sağlamalı ve bunu sürdürebilmeliyiz. Bize göre, bu hedeflere ulaşabilmek için öncelikle yapılması gereken dört şey var:

1- Kayıt dışını ortadan kaldırmalıyız.

2- Fiyat istikrarını sağlamalıyız.

3- Arz-talep dengesini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmalıyız.

4- Süt ve et ürünlerine yönelik bilgi kirliliğini gidermeliyiz.